25 Eylül 2009

Smile (2009) / Jp


Matsumoto Jun - Hayakawa Vito
Aragaki Yui - Mishima Hana
Nakai Kiichi - Ito Kazuma
Koike Eiko - Machimura Shiori
Tokuyama Hidenori - Kawai Kinta
Suzunosuke (鈴之助) - "Bull" / Kazama Kenji
Kitami Toshiyuki - Detective Furuse
Ikeuchi Hiroyuki - Detective Takayanagi
Oguri Shun - Hayashi Seiji
Katsumura Masanobu - Kashiwagi Keisuke
Maeda Gin - Machimura Sosuke
Ishida Ayumi - Machimura Midori

En sonunda, Smile' ı oturup adam akıllı izleyebileceğim için çok heyecanlıyım. Bu akşam tamamen rastlantı olmuştu altyazılarını bulabilmem. Yaklaşık 1 hafta olmuş henüz altyazılar tamamlanalı :) Şansım yine yaver gitti anlayacağınız, denk geliverdim. Henüz ilk 3 bölümü izledim fakat söylemeliyim ki, beğenerek izliyorum. Mishima Hana oldukça sevimli bir karakter.

Zamanında çoğumuz, bu diziyi aşırı merak edip izleyememiştik. Dizinin İngilizce altyazısını bizlerden esirgemeyen bu gruba çok teşekkürler. Ben de, Sarangni' ye eklemeyi ihmal etmedim elbette!



'Acil yapılacaklar' listemin ilk 3 sırasındakileri eksiksiz bitirir bitirmez, devamını izlemeyi düşünüyorum :) Elbette hemen izleyemeyeceğim kesin!!! Ama olsun, izleyebilecek olmanın düşüncesi bile yeter...

21 Eylül 2009

GACKT - Last Song [Türkçe Altyazılı]


Biliyorum ki, herşey kendi dilinde güzel ve anlamlı... Özellikle şiirler ve şiirsel şarkı sözleri... Yine de çeviriyi mümkün olduğunca düzgün yapmaya çalıştım.
Bundan böyle, sevdiğim şarkıları elimden geldiği kadar çevirip, sizlerle de paylaşacağım.



Yazı karakterleriyle ilgili sorunlar yaşamasam, daha hoş gözüken bir karakter seçerdim. Ama elim mahkum, bunu kullanmak zorunda kaldım. Bundan sonrakiler için, bu sorunu çözmeye çalışacağım.

Günümün Güzelliği

Bu sabah arabayla giderken, hafif yağan yağmur eşliğinde -üstelik benim olmayan bir cd de- tamamen tesadüfi olarak dinlediğim şarkının bana hissettirdiği, günümün en güzel duygusuydu. Çünkü o şarkı: Lee Ji Soo - Sarang eun him deun ga bwa
İnsan sevdiği şarkıları, hiç beklemediği yerlerde ve zamanlarda duyduğunda daha da fazla zevk alır ya dinlerken... Aynen öyle oldu bana da! Hazırlıksızdım ve birden, sırada çıkan şarkı bu oldu. Bir de 'KAT-TUN çıksa ardından keşke' diye düşünmedim değil, ama o kadarı da fazla olurdu gerçekten :)

20 Eylül 2009

Masaüstümü süsledim :)

Bunlar, kendime bayram hediyesi...




Bugünkü pasta çörek yapabilme uğraşımın ardından, en azından minicik de olsa bir mutluluğu hak ediyorum. Bunlarla yetinmek zorundayım, çünkü hamur işi konusunda daha beceriksizim. Pes edeceğim bir gün! Her defasında bu kez olacak diyerek giriyorum mutfağa, hep hüsranla sonuçlanıyor :D Şeklini tutturabilsem yeter aslında, kabarmasına dahi gerek yok :)
Bir süreliğine daha erteliyorum bu denemeleri...


HEPİMİZE İYİ BAYRAMLAR.

19 Eylül 2009

Öğretmenimi özledim...

İzlediğim diziden oldukça fazla etkilendim sanırım. Öğretmenimi özledim. Bir öğretmenim vardı eskiden. Kim ne derse desin çok iyiliğini gördüm; hakkını ödeyemem kolay kolay. Görünenin aksine, öğrencileri için elinden geleni yapan, saygıdeğer bir öğretmendi. Öğrencilik yıllarımı hiç özlemesem bile, bazı öğretmenlerimi özlüyorum... En az 4 isim sayabilirm bu şekilde ama en çok o hocam yer etmiş bende... En çok onu anıyorum :) Üstelik hala zorluyordur öğrencilerini derslerde, eminim. Yeni-eski farketmiyor, en fazlasını öğretmeye çalıştığını nasıl olur da anlamıyorlar? Sinirleniyorum düşündükçe!
Onun dersinden almıştım bitirme ödevimi ve zevk alarak geçirmiştim laboratuvardaki vakitlerimi... Oldum olası mutlu olmuşumdur yeni şeyler öğrenmekten... O nedenle özlüyorum sanırım :) O nedenle öğrenci olmak güzel bence, kıymetini bilin 'öğrenci'ler!
Ama şu an elbette istemem tekrar o sıralarda olmayı :P
Kendime ayıracak vaktimin olması hoşuma gidiyor açıkçası :)

16 Eylül 2009

Güldüren Zamanlar


Bu bölümü nasıl olmuş da kaçırmışım hala anlamıyabilmiş değilim. Sellyreko'nun "Ben izlemiştim, araştırmacı ruhun çok sönük kalıyor bazen" laflarına cevap bulamayarak (kendimi savunabilmem, bu durumda mümkün değil çünkü), bloguma eklemeyi uygun gördüm. Elbette Berre' ye teşekkürler :)

Bu bölümü izlemek çok eğlenceli. Yükseklik azaldığında, Junno' nun sahip olduğu o boyla, çubuğun altından geçmeye dahi yeltenmemesi gayet anlaşılır. Tanaka da sinirlenip pes ediveriyor! Kame, büyük çaba sarfedip, en sonuna dek sürdürüyor çekişmesini. Akanishi' ye şaşırdım biraz. O güzel gülümsemesiyle pat pat geçiveriyor. Ah, ah! Epey esnekmiş! Elbette gıdıklanma korkusundan kaynaklanıyor olabilir bu. Çünkü aşırı gıdıklanıyor yavrucak! Kame' nin aksine :D

Herneyse, iyi seyirler dilerim. Benim gibi, şimdiye dek izlemeyen kaldıysa yani!!!

Gökyüzü mavi mi?

Hayır değil!



HYDE - The Cape Of Storms

12 Eylül 2009

Merhaba...

Anasayfa resmimi değiştirdim bugün. Masaüstü resmi yapmaya yeltenmişken, fikrimi değiştirip buraya uygun yaptım. Hoşuma da gitti aslında.

Yapmam gereken şeylere üşeniyorum doğruyu söylemek gerekirse. Sadece bundan hoşlanıyorum şu sıra... O nedenle bir süre daha oyalanacağım resimlerle, bıkkınlık gelene kadar!!!

Galiba zamanla, resimlerle dolup taşacak burası...

1024x768

1440x900


1024x768

1440x900

Kame' nin 1582 şarkısının, bildiğim kadarıyla tarihî bir anlamı var. Gördüğüm kadarıyla da, konserlerinde, çok güzel bir şekilde bunu yansıtıyor. Ağzı kanlı, sargılar içinde bir savaşçı...


1024x768

1440x900



1024x768

1440x900



1024x768

1440x900



1024x768

1440x900



1024x768

1440x900



1024x768

1440x900



1024x768

1440x900

Ekleme: Berre' nin "Hiç mi kimsenin aklına 1440x900 boyutlarında yapmak gelmez?" cümlesini okuduktan sonra, 'Evet, benim de gelmedi' diye düşündüm ve işte, buyurun. İlk denemem olduğundan hataları mazur görürsünüz umarım. Bundan böyle yapacaklarıma da ebat seçeneği eklemeyi düşünüyorum. Yani umuyorum :)

9 Eylül 2009

Stephanie Jacobsen

Tam adı: Stephanie Chaves-Jacobsen
Doğum tarihi: 22 Haziran 1980
Doğum yeri: Hong Kong, Çin




Son zamanlarda en beğendim insanlardan biri...
O kadar sık karşıma çıkmaya başladı ki kendileri, kayıtsız kalamıyorum.
Ama ilk gördüğüm gün de, şimdikinden çok farklı hissetmemiştim zaten. Avustralya'lı aktris Stephanie Jacobsen...


Terminator: The Sarah Connor Chronicles

İlk defa Terminator: The Sarah Connor Chronicles (dizinin Japonya'daki açılış şarkısı, GACKT' a aittir; Ghost) dizisinde görmüştüm. Daha sonra Battlestar Galactica'da izledim. Şimdiyse karşıma Melrose Place'in yeni versiyonu ile çıktı. Dedim ya sık sık karşılaşır olduk. Bundan böyle sürekli takip edeceğim kendilerini :)

Battlestar Galactica

(Moralim pek iyi sayılmaz... Keşke insanın düşünmesini engelleyecek bir yöntem olsa... Sadece ve sadece kendimizi oyalama lüksüne sahibiz... Ne yazık! Ama ya, o da olmasaydı?)

5 Eylül 2009

Masaüstü






Üçü 1 Arada :P

Bir söylentiye göre; Kimura Takuya, Akanishi Jin ve Kamenashi Kazuya, Fuji TV' de yayınlanacak olan bir dramada beraber rol alacaklarmış. Drama, babalarını kaybettikten sonra birlikte yaşamaya karar veren üç kardeşin hayatını konu alıyormuş. Eğlenceliye benziyor. Üçü de ev sahibinin kızına aşık olacaksa, eğlencelidir elbette :) Sabırsızlanıyorum izlemek için...
(Bakınız: http://asianfanatics.net/forum/index.php?showtopic=682721&st=-40&p=682721&#entry682721)

3 Eylül 2009

Akanishi Jin

Dayanamayıp, minicik de olsa Türkçe yazdım, ne yapayım...
Hep başka dildekileri mi kullanacağız!
Gerçi açık renk pek tercih edilmez ama, daha güzel göründü gözüme...

2 Eylül 2009

Buz Pateni aşkım!!!

Lise ve sonraki birkaç yıl boyunca, çok feci takılı kalmıştım buz patenine!
TRT3 yayınlardı, takip ettiğim zamanlarda. Şimdi neler oluyor; kim iyi, kim kazanıyor, kim yayınlıyor hiç bilmiyorum.
Kalbim güm güm atarak, gözlerim dolu dolu ve heyecandan titreyerek izlerdim şampiyonaları! Mest olurdum, müzikle bütünleşen o hareketleri izlerken..
Bir kaç arkadaşım da benim sevgimden, heyecanımdan etkilenmiş ve bana eşlik eder olmuşlardı. Ne zaman canlı yayınlanacak bir yarışma olsa, TV' li odamızın dekoru değişirdi... Eldeki tüm koltukar TV' yi net görecek şekilde dizilir, ortadaki sehpaya abur cuburlar yığılır ve eğer hava henüz kararmadıysa perdeler çekilirdi... Yani kendimizi başka, büyülü bir dünyanın içine salmaya hazırlanırdık. Ne güzel günlerdi... Ne güzel bir aşktı, Alexei Yagudin' e karşı beslediğim :)
Bugün nedense, gördüğüm bir resim birden bire çağrışım yaptı ve kendimi o zamanlardan, hafızamda yer eden serileri ararken buldum. İşte, benim için en özel iki seriden biri:

Alexei Yagudin, 2002 Kış Olimpiyatları/Erkekler - Man in the Iron Mask


Az önce tekrar izledim ve tekrar tüylerim diken diken oldu.
Bu seriyi izlerken, umarım bir terslik olmaz düşünceleri içinde, yüreğim ağzımda izlediğim o anı hala çok net hatırlıyorum. Hiç bir terslik olmamıştı ve Yagudin, Altın Madalyayı almaya hak kazandığında, ben mutluluktan ağlamıştım... Yanlış hatırlamıyorsam eğer, bir arkadaşımla beraber, evi yakın olduğundan, ailesini ziyarete gitmiştik. Sınav dönemi olduğu için, ben Ankara'ya gelememiştim çünkü. Ailesi beni önceden bir kaç defa görmüştü sadece ve o gün, onların gözünde 'TV izlerken birden bire ağlamaya başlayan kız' olarak, tüm aileyi kahkahalara boğmuştum. "Biraz fazla duygusalsın galiba" demişlerdi bana... Evet, galiba öyleyim :)
Zaten oldum olası, duygularımı gizlemekte beceriksizim. Üstelik, bence bu iyi birşey...
Çok sevdiğim, bir de 'Winter' kısa program serisi var Yagudin' in ama kalitesi iyi olan bir video bulamadım (idare eder bile olsa razıydım ama yok), ekleyemiyorum. Görüntü ve ses kirliliği olmasın diye...

Winter serisi

İkinci favori serim ise Gwendal Peizerat ve Marina Anissina' nın Carmina Burana serisi... Dünyanın en güzel serilerinden biri bence... Buz dansını zaten apayrı seviyorum.

Carmina Burana

GACKT ve Sho

GACKT, yaklaşık iki ay önce, 4 Temmuz'da VS Arashi programına konuk olmuştu. Zaten, sesini ilk duyduğumdan bu yana, kendilerinin hayranıyımdır. Ayrıca yalnızca şarkı söylerken değil, konuşurken de etkileyici sesi! Söylemeden geçemedim :P

Bu programda Sho ile aralarında geçen bir diyalog var ki, ne zaman aklıma gelse, ister istemez gülümsüyorum. En çok da Sho' nun surat ifadesine! Sho, her zamanki gibi yapıyor yapacağını... Tatlı şey!
'Daisuke me' ve 'daisukebe' kelimelerinin kulağa aşırı benzer gelmesi nedeniyle, ortalık birazcık karışıyor. Ama en eğlendiğim bölümlerden biriydi!

Normalde GACKT' ın, takım arkadaşına (Miyazaki Daisuke) serzenişte bulunmak için söylediği "Daisuke me" cümlesini, Sho "daisukebe" olarak algılayıp, kendisine hakaret ettiğini sanıyor :P Elbette bence bu Sho' nun uyanıklığı!

Nasıl da şirin... Ama "çıkarım için herşeyi yaparım, ne olursa olsun kazanmak istiyorum" derken ki haline bayıldım, bayıldım!