21 Mayıs 2010

Bir heves aldı gidiyor işte...

Normalde elişi olaylarına oldukça yabancıyımdır. Keyfime düşkün oluşum da eklenince isteksizliğime, bir türlü o tip işlerle uğraşmaya vakit ayıramıyorum. Ayırmıyorum desem daha doğru olur. Hep yapacak daha güzel, daha eğlenceli şeyler bulabiliyorum çünkü kendime evde... ^^
Ama dünden beri nedendir bilmiyorum, içimde bir örgü örme isteği var... Zaten örgü haricinde de pek bir şey gelmez elimden. Ha, bir de tığla zincir çekebiliyorum :P Yok abarttım biraz, inanmayın. Tığ da kullanabiliyorum ama aşırı sıkıcı bir iş o. Ne zevk alırlar ondan, hiç anlamam. Hem sıkıcı, hem yap yap bitmiyor... Minicik minicik... 
Biz en iyisi kendi konumuza dönelim... 
Üstelik bir de çok kabiliyetliymişim gibi, bugün çeşit çeşit örgü modelleri aradım taradım; ama en sonunda yine, en basit modellerde karar kıldım... ^^ Çok uyanığımdır bu konularda :P Tamam, heveslendim ama beni zorlamasın o kadar da... Basit olsun, güzel olsun... Çabuk bitsin, fazla vaktimi almasın...

Evet... Karşınızda, yapmak için gözüme kestirdiğim ilk el emeği göz nurum olacak şey... ^^ Çok sevimli bir şapka. 
Ayrıca ne kadar şirin bir bebek bu, öyle değil mi? Bebeğin şirinliği çok etkili oldu bu modeli seçmemde...
Sonra şunu...
Sonra da şu bebeciğin üstündekileri yapmaya karar verdim...
Hem kolay, hem güzel derken demek istediğim işte buydu... Oldukça basitler değil mi? Zaten basit olmasalar, hiç bulaşmazdım bile....

Gerçi çevirilerimi çok aksatıyorum bu aralar ama bilgisayar başında eskisi kadar fazla vakit geçiremiyorum. Bir süre daha böyle olacak sanırım. O nedenle de kendimi örgüye veriyorum... deyip... ortaya çok süper, çok şahane şeyler çıkarabilecekmişim gibi bir his yaratayım bari...

5 Mayıs 2010

Bilginize!


Ben, okuyacağım şeylerin doğru yazıldığından emin olmak isterim. Böyle rahatsız edici, başkalarına göre psikopatça bir huyum var. Üstelik kendim de, elimden geldiğince kelimeleri doğru yazmaya özen gösteriyorum. Bu sebeple, en büyük rahatsızlığımı yazıyorum şuraya:
 Kat-Tun diye bir şey yok; KAT-TUN var.
Grubun isminin doğru ve resmi yazılışı KAT-TUN'dur.  
Yani madem o kadar çok seviyoruz, biraz daha özenli olalım...
Ciddi bir sitede görmüşlüğünüz var mı hiç, Kat-Tun diye yazıldığını? Buna imkan yok!!! 
Özenli olalım derken, en azından grubun adını bilelim. Değil mi ama???

Going! hakkında...

KAT-TUN'un gelecek hafta çıkaracağı 12. single'ın isim şarkısı Going ile ilgili ilk izlenimlerimi yazmazsam olmaz... D-Motion örneğinin ardından, bu tip şarkılara karşı beslediğim tarif edilmez duyguyu artık biliyorsunuzdur. Ben şiddetle inkar etmeye, hor görmeye ya da beğenmemeye devam etsem de ortaya çıkardıkları ürün bu malesef. Açıkçası bu şarkıyı da beğenmedim. Tamam nakarat bölümleri güzel, dinlenebilir gibi, iyi, hoş da herhangi bir çekicilik yok şarkıda. Tamamen basit buldum. Ayrıca dinlerken, şarkı bende gereğinden fazla uzunmuş gibi bir his yaratıyor, ama uzun da değil... O_o 
Dinlemesi bile bıktırıcı olmuş yani bana göre...

 
Yine aynı şeyi söyleyeceğim. Seven sevsin, ben sevmedim.  

Zaten You ve Signal benzeri şarkılarını da çooook ama çok sevmem ben KAT-TUN'un.  Nasıl olur da KAT-TUN fanı olarak görebilirsin sen kendini derseniz, böyle işte. Görürüm... ^^

Jin Akanishi -resim-

Anego'nun payıma düşen bölümlerinin çevirisini tamamlamaya çalışırken, Jin aşkım tavan yaptı. Burada pek iyi rol yapamasa bile, kendini sevdiriyor yine de kerata. Onlar nasıl bakışlar, nasıl küskün duruşlar öyle... BandAge filminde rol yeteneğini ne kadar geliştirdiğini hep birlikte göreceğiz bakalım. Çıksa da izlesek artık. Yakında çıkacak gibi de durmuyor ama... Neyse...
Kim ne derse desin. Seviyorum ben bu çocuğu. Tamam, müzik zevkimiz pek uyuşmasa da, artistik tavırlarına ve şapkasını ters takmasına -feci derecede- sinir olsam da, seviyorum.
Resim olayını da abarttım zannedersem... ^^