1 Eylül 2010

The Woman Who Still Wants to Marry (2010)

İsim: The Woman Who Still Wants to Marry
veya Still, Marry Me / City Lovers 
Bölüm Sayısı: 16
Bu diziyi tamamen tesadüf eseri, anlık bir kararla indirmeye karar vermiştim ve, "Bakalım nasıl şeymiş bu? Atlaya atlaya, şöyle üstten üstten ilk bölüme bakıvereyim" deyip başladığım bu serüvene kaptırıverdim kendimi. Zaten çok kısıtlı olan boş vaktim, dolmuş oluverdi bununla birlikte. Boş zamanımdan oldum anlayacağınız.
Üstelik oturup sadece tek bir bölüm izlemek de doyurmuyor insanı. Ama peş peşe de izleyemiyorum ve bu, büyük bir işkence bana...

Azıcık diziden bahsedeyim diyorum ama lafa nereden başlayacağımı bilemedim. Çok sevdim bunu ben. Çevirisine başlanmış ve başlamakla bırakılıp, bir daha uzun süre ilişilmemiş olduğundan, kimselerin dikkatini çekmedi sanırım. Benim çekmemişti de, ondan öyle diyorum. Yazık olmuş güzelim diziye. Herkes izlese ne güzel olurdu! Herneyse...

"Daha erken izlemediğime gerçekten çok pişmanım" dersem, anlayabilir misiniz ki duygularımı?

İyi kötü, biraz anlatmaya çalışayım konuyu sizlere. Eveet, başlıyorum:
Basitçe, artık otuzlu yaşlarının ortalarına gelmiş, iş-güç sahibi üç kadın arkadaşın, evlenmek uğruna son çırpınışlarını konu alıyor dizimiz, diyebiliriz.

Not: Dizideki isimleri -okurken bile kafa karıştırıcı olmalarına rağmen- kopyala yapıştır yapıp kullanacağım. (Keşke tüm Uzakdoğu dillerindeki isimler Japon isimleri kadar akılda kalıcı olsa! Haricindekileri bir türlü ezberleyemiyorum da! Yazık değil mi bana???)

1 numara, Lee Shin Youn: Muhabir.

Gazetecilik eğitimi için Amerika'ya gitmeye karar verdiğinde, 10 yıllık sevgilisi tarafından terk edilmiştir. Ülkesine geri döndükten sonra da şansı yaver gitmemiş, çalıştığı -erkek egemen- TV kanalında da devamlı olarak hakkı yenmiş ve bir türlü istediği yere yükselememiştir. Ne zaman büyük bir haber yakalasa, ya dışarı sızdırılıyor ya da elinden alınıyordur. (Hele ki, kanalda rakibi olan erkek bir muhabir var, bana verseler eşek sudan gelinceye kadar sopalarım onu. Budala şey!) Yani ne aşk hayatı, ne de iş hayatı rayındadır. Fakat tüm aksiliklere rağmen elinden geldiğince çabalamaya kararlıdır. Hatta kariyeri uğruna evlenmekten bile vazgeçer.
Bir başkasıyla evlenmek üzere olan eski sevgilisi, son anda düğününü iptal etmiş ve tekrar ona dönmesi için ayaklarına kapanmıştır. Geçmişi unutamayan ve yaptığına hala aşırı kırgın olan kızmız ise, tekrar bir ilişki yaşamalarının asla mümkün olmadığını söyler ona. Ayrıca da sürekli peşinde olan genç bir oğlan vardır. Henüz üniversite öğrencisidir ve ne zaman başı sıkışsa yardımına koşmaktadır. Böylece hanım kızımız kısa sürede ona ısınacaktır.

2 numara, Jung Da Jung: Tercüman.
İşinde çok başarılı olup, ülkenin en iyi tercümanıdır. Fakat erkeklerden yana boynu büküktür. Kariyerindeki başarısıyla, aşk hayatı arasında büyük bir tezat vardır. Görücü usulu görüşmelere defalarca katılmasına rağmen, hem ilerlemiş yaşı hem de maddi kazancının fazlalığı önünde büyük bir engel teşkil ediyor ve bu da koca adaylarının sayısını azaltıyordur. Kızlarımız içinde evlenmeye en meraklısıdır fakat bir eşte aradığı özellikler de yenilir yutulur cinsten değildir. (Nerede öyle erkek? Elbette evlenemezsin akıllım!) Eninde sonunda kendine uygun birini bulmuş gibidir ama acaba neler olacaktır?

3 numara, Kim Boo Ki: Danışman.
Yıllarca nişanlı kaldığı sevgilisinin ailesi tarafından hem maddi hem de manevi olarak kullanıldığını fark eder etmez -30 yaşındayken- nişanı bozmuştur. Sonraki birkaç yıl, "Hayatım boyunca, evde oturup bulaşık yıkamak için okumadım ben" bakış açısıyla davranıp, çalışıp didinip işinde söz sahibi olmuş ve başarılı bir kariyer edinmiştir. İçlerinde en güçlü karaktere sahip olan kişidir. Kimin yaslanacak bir omuza ihtiyacı olsa, ona koşar ve asla geri çevrilmez. Kazancını, başarısını ve albenisini erkeklerden -en çok da eşlerini aptal yerine koyan çapkınlardan- intikam almaya adamıştır. Kendisi evlilik fikrinden uzak dursa da, arkadaşlarına yardım etmek için elinden geleni yapıyordur. Yani evlilikle olan tek bağı, uyanık geçinen evli erkeklerdir. (Fakat kendi içinde, hayatından memnun mu karar veremedim henüz. Belki ilerleyen bölümlerde netlik kazanır bu da.)

Eski sevgili, Yoon Sang Woo: 
1 numaranın eski sevgilisidir ve onu geri kazanmaya kararlıdır. Önündeki tek engel ise, daha bir öğrenci olan şu çocuktur. Ama mutlaka onu alt etmenin bir yolunu bulacaktır. İzlerken haline üzülüyor insan ama ne demişler, kendin ettin kendin buldun arkadaş!
Saf doktor, Na Ban Suk:
Akupunktur ustası bir doktordur ve benim en fazla güldüğüm karakterdir. Her ne kadar, deliler gibi evlenmek istese de, kadınların yanında eli ayağına dolaşıyordur ve bu yüzden bir türlü evlenememiştir. Yani, biri benim önümde çatlak çatlak hareketler yapsa, ben de bir daha asla görüşmem o kişiyle. Ama nasıl da yakışıyor o komik tavırlar bir bilseniz. Canlandıran Choi Chul Ho rolünün hakkını fazlasıyla vermiş. Kendisine hayran kalmamak elde değil. Mirune'nin söylediğine göre, Partner'in hırçın avukatını bu rolde izlemek biraz tuhaf geliyormuş. Ben izlemedim henüz Partner'i. İzleyecekler listemdekileri ne zaman tüketirim hiçbir fikrim yok açıkçası. Yoksa ben de izlemek istiyoruuum!

Uyanık, Ha Min Jae:

Yukarıdaki doktor arkadaşıyla girdiği bir iddia sonucu 1 numaralı hanım kızımızı kendisine aşık etmeyi hedef bellemiştir. Gazetecilik öğrencisidir fakat müzikle ilgili bir kariyer yapmak istemektedir. Şarkılarını kendisinin yazdığı, aynı zamanda da solistliğini yaptığı bir müzik grubu vardır. Çeşitli stratejiler geliştirerek, şimdiye kadar istediği her kadını elde etmiş, kendini beğenmiş biridir. Annesi müzisyenlik hayalleri peşinde koşmasına karşı çıkıyordur ve bu nedenle de onu, yaşadığı daireden bile atmıştır. Ne cadı, ne insafsız anne ya hu! Çocuk da güya 1 numaraya oyun oynuyor. Rol yapan biri, onu düşünerek içinden "Keşke 10 yıl erken doğmuş olsaydım" der mi ayol? Demez. Bal gibi aşıksın işte yavrum, kabul et.

Bölümlerden karışık şekilde resim alırken bu çocuğun ilerideki saç rengi ilişti gözüme. Olmaz ki böyle! Müzisyenlik adına, şu güzelim çocuğun güzelim saçını mahvetmişler. (Düzeltiyorum: Meğerse kadına yaşlı gözükmek için saçını ağartmış. Çok çiikin!) Olmaz ki cidden! Bu ne zevksizlik! Buyurun, siz de görün:
Ama çok sayıda hoş sahne de var. Örneğin, çiftimiz soğuk gecede közlenmiş patates keyfi yaparlar... Ya da bir kış klasiği; aynı atkıya dolanırlar...

Ya da kar yağıyordur ve onların da konuşacak pek mühim konuları vardır...

(Araya sıkıştırılan bir yakınma: Şu yukarıdaki gibi, kış gelse de, kurtulsak  bayıltıcı sıcaklardan. Yetti gari! Yetti!)


Şimdilik bu kadar. Daha 7. bölümdeyim. Bir an evvel sonunu izlemek istediğim halde, burada da bahsetmek için ara verdim. Kıymetini bilin... ^^

Şu 1 numara bana Asami Mizukawa'yı anımsatıyor. O nedenle de ilk andan itibaren sempatik buldum kendisini. Çok severim çünkü Asami'yi.

Bilmiyorum fark eden olmuş mudur. Blogumda bahsettiğim dizilerin asla sonunu izlemiş olmuyorum. Nedenini söyleyeyim bunun: Hani acıklı falan biter de sonrasında hakkında hiçbir şey yazmak istemem diye. Sevmiyorum güzel başlayıp kötü biten filmleri. Japon ve Çin filmleri insanı çok fazla hayal kırıklığına uğratmıyor da, G.Kore filmleri nedense "iyi bir giriş ve berbat bir son"la yer etti bende. Her şey beklenir onlardan. Tamam dünya sinemalarında en hızlı yükselişe geçen ülke G.Kore olabilir ama, duygularımla oynamasınlar istiyorum. İlla insanları şaşırtmak zorunda değiller. Zaten artık kimse şaşırmıyor onların ölümle veya benzer şekilde kötü biten sonlarına. Herkes hazırlıklıdır benim gibi, eminim. 

Hatırlayan vardır, show tv'de bir dizi vardı Gökhan Özen'in oynadığı komik bir yapım. Unutmuştum adını, arattım. Sevda Çiçeği'ymiş. Denk geldikçe izlerdim ama son bölümlerini kaçırmıştım. Doğru biliyorsam, sonunda, başroldeki kızı öldürmüşlerdi. Ne uğruna peki? Reyting mi? Peh!! Bilmiyorum. Salak saçma bir şeydi yaptıkları. Bir dizi komik başladıysa kötü bitmemeli bana göre. İçeriğine uygun bir sonu olmalı. Amaan! Nereden aklıma geldiyse şimdi durduk yere...

Şişmeyin yav...

Sabırsızlıkla bekliyoruz ve üstelik biraz da abartıp, etrafımızdakilerin kafasını şişiriyoruz bu konuda!
Sadece saatler kaldı yayınlanmasına...
Hayal kırıklığı yaşatmazlar umarım bekleyenlerine...